Siyaset ve Devlet Tasavvurum
Bir Partiyle Değil,
Bir Meseleyle Başlayan Yolculuk
Benim siyasetle ilişkim bir parti binasında başlamadı.
Bir seçim kampanyasında da başlamadı.
Bir makam hedefiyle hiç başlamadı.
Benim siyasetle ilişkim, memleket meselelerine duyduğum ilgiyle başladı.
Daha çocuk yaşlardan itibaren insanların, toplumların ve devletlerin neden yükseldiğini; neden gerilediğini anlamaya çalışıyordum.
Neden bazı milletler geleceğe umutla bakarken bazıları sürekli aynı sorunlarla mücadele ediyordu?
Neden bazı devletler güçlü kurumlar inşa ederken bazıları aynı krizleri nesiller boyunca tekrar ediyordu?
Neden bazı toplumlar üretirken bazıları tüketiyordu?
Neden bazı medeniyetler dünyaya yön verirken bazıları tarihin kenarında kalıyordu?
Bu sorular beni tarihe götürdü.
Sonra ekonomiye...
Sonra uluslararası ilişkilere...
Sonra topluma...
Sonra sivil hayata...
Ve nihayet siyasete...
Bugün dönüp geriye baktığımda siyaseti bir sonuç olarak değil; uzun yıllar boyunca şekillenen bir arayışın doğal devamı olarak görüyorum.
Çünkü ülkeler yalnızca seçimlerle değil; fikirlerle, kurumlarla, insan kalitesiyle ve uzun vadeli vizyonlarla inşa edilir.
Hazırlanmış Bir Sorumluluk
Hayatım boyunca attığım adımların önemli bir bölümünü bilinçli tercihler olarak yaptım.
Çünkü güçlü fikirlerin güçlü bir altyapıya ihtiyaç duyduğuna inanıyorum.
Lisans eğitimimi İngilizce olarak İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında tamamladım. Eğitimimin bir bölümünü İngilizce-Almanca olarak Almanya'da Rhein-Waal Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler ve Uluslararası Hukuk eğitimi ile sürdürdüm ve daha sonra Marmara Üniversitesi'nde Uluslararası İşletmecilik alanında yüksek lisans yaptım.
Bugüne kadar 30'dan fazla ülkeyi ziyaret ettim.
Uluslararası ticaret toplantılarında, ekonomik forumlarda, yatırım görüşmelerinde, diplomatik temaslarda ve farklı küresel platformlarda yer alma fırsatı buldum.
İş insanlarıyla, siyasetçilerle, diplomatlarla, akademisyenlerle ve sivil toplum temsilcileriyle farklı vesilelerle bir araya geldim.
Bu tecrübeler bana yalnızca dünyayı tanımayı öğretmedi; Türkiye'yi daha iyi anlamayı da öğretti.
Hayatımdaki eğitim tercihlerinden uluslararası tecrübelerime, sivil toplum çalışmalarından iş dünyasındaki faaliyetlerime kadar birçok adımı, ülkeme daha güçlü hizmet edebilme idealinin bir parçası olarak şekillendirmeye çalıştım.
Kurucu İrade ve Siyasi Sorumluluk
Gerçek siyasi hareketler yalnızca seçim dönemlerinde ortaya çıkan organizasyonlar değildir.
Gerçek siyasi hareketler bir fikir etrafında doğar, bir iddia taşır ve bir gelecek tasavvuru ortaya koyar.
Bu anlayışla, Sayın Yavuz AĞIRALİOĞLU liderliğinde kurulan Anahtar Parti'nin kuruluş sürecinde yer alma sorumluluğunu üstlendim.
Bugün Kurucular Kurulu Üyesi, Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Danışmanı olarak görev yapmaktayım.
İş dünyası, kurumsal ilişkiler, uluslararası temaslar ve diplomatik ilişkiler alanlarında çalışmalar yürütüyor; partimizin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesine, iş dünyası ve sivil toplumla ilişkilerinin geliştirilmesine ve ulusal–uluslararası ilişki ağlarının derinleştirilmesine katkı sunmaya devam ediyorum.
Kurucu irade ortaya koymanın yalnızca bir teşkilat kurmak olmadığını düşünüyorum.
Asıl mesele; geleceğe dair bir fikir inşa edebilmek, o fikri kurumsallaştırabilmek ve sürdürülebilir hâle getirebilmektir.
Siyasetin Ahlaki Zemini
Hayat bana insanın yalnızca kurallarla, rakamlarla ve hesaplarla yaşayamayacağını öğretti.
Toplumları ayakta tutan şey yalnızca hukuk sistemleri, kurumlar veya ekonomik göstergeler değildir.
Bütün bunlara yön veren daha derin bir zemin vardır:
Ahlak.
Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın ifade ettiği gibi;
"Matematik 5'in 4'ten büyük olduğunu söyler. Ama ahlak aynı hesabı yapmayabilir. Helal kazanılmış 4 lira, haram kazanılmış 5 liradan daha büyüktür."
Bu yaklaşım bana göre yalnızca ekonomik hayata değil, siyasete de ışık tutan önemli bir ilkedir.
Çünkü doğru olan her zaman güçlü olan değildir.
Kazançlı görünen her tercih doğru olmayabilir.
Başarılı görünen her sonuç da meşru olmayabilir.
Rahmetli Alev Alatlı'nın dikkat çektiği gibi;
"Her yasal olan meşru olmayabilir."
Bu nedenle siyasetin yalnızca güç mücadelesi olduğuna hiçbir zaman inanmadım.
Ben siyasetin merkezinde adaletin, ahlakın, vefanın, merhametin ve sorumluluk duygusunun bulunması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü toplumları ayakta tutan şey yalnızca kanunlar değil, insanların içindeki ahlaki pusuladır.
Kanunlar düzen kurabilir.
Ancak vicdan olmadan adalet kurulamaz.
Kurallar uygulanabilir.
Ancak ahlak olmadan güven inşa edilemez.
Bu nedenle güçlü siyaset kadar ahlaklı siyasetin de önemli olduğuna inanıyorum.
