Kütüphaneler Cehaleti Bitirmez
İnsanlar cehaletin bilgisizlik olduğunu zanneder.
Bu yüzden daha çok okul açınca, daha çok kitap basınca, daha çok diploma verince cehaletin azalacağını düşünürler.
Fakat tarih bunun tam tersini söylüyor.
Dünyanın en eğitimli toplumları da büyük hatalar yapabiliyor. Dünyanın en okumuş insanları da büyük kötülükler işleyebiliyor.
Demek ki mesele yalnızca bilgi değil.
Daha derinde bir şey var.
Cehalet Bilgisizlik Değildir
Cehalet, bilginin yokluğu değildir.
Cehalet, bilginin yerini alması gereken hikmetin yokluğudur.
Bir insan çok şey bilebilir ama hiçbir şeyi anlayamayabilir. Binlerce kitap okuyabilir ama tek bir insanı okuyamayabilir. Dünyanın bütün haritalarını ezberleyebilir ama kendi ruhunda kaybolabilir.
Çünkü bilgi başka şeydir.
Anlamak başka şey.
Bilmek insanın zihnini doldurur.
Anlamak ise insanın varlığını değiştirir.
Bilgi Deposu Olmak Yetmez
Kütüphaneler bilgi depolarıdır.
Fakat insan yalnızca bilgiyle yaşamaz.
İnsan anlamla yaşar.
Anlam kaybolduğunda bilgi yük haline gelir.
Bugün insanlık tarihinin en büyük bilgi birikimine sahibiz. Bir telefonda eski çağların en büyük kütüphanelerinden daha fazla veri taşıyoruz.
Peki daha mı bilgeyiz?
Daha mı huzurluyuz?
Daha mı ahlaklıyız?
Daha mı adiliz?
Bu soruların cevabı düşündürücü.
Çünkü bilgi çoğaldıkça insanın da kendiliğinden olgunlaşacağını zannettik.
Olmadı.
Bilgi İnsanın İçindekini Büyütür
Bilgi çoğaldıkça insanların birbirini daha iyi anlayacağını düşündük.
Olmadı.
Bilgi çoğaldı.
Kavgalar da çoğaldı.
Çünkü bilgi insanı tek başına büyütmez.
Bilgi, insanın içindeki şeyi büyütür.
İyi insanın elinde bilgi nimet olur. Kötü insanın elinde silah. Dar insanın elinde kibir. Olgun insanın elinde hikmet olur.
Bu yüzden asıl mesele ne kadar bildiğimiz değildir.
Bildiklerimizin bizi neye dönüştürdüğüdür.
Derinliği Kaybetmek
Eski zamanlarda insanlar daha az şey biliyordu. Fakat bildikleri şeylerle daha derin ilişki kuruyorlardı.
Bugün insanlar çok şey biliyor. Ama çoğu zaman hiçbir şeyle derin ilişki kuramıyor.
Sorun burada.
Bir kitabı okumak başka şeydir.
Bir kitabın seni okuması başka şey.
Bir şehri görmek başka şeydir.
Bir şehrin sana bir şey öğretmesi başka şey.
Bir tarihi öğrenmek başka şeydir.
Tarihin seni değiştirmesi başka şey.
Biz ilkini çoğalttık.
İkincisini kaybettik.
Medeniyet Bilgiyi İnsanlaştırır
Medeniyet yalnızca bilgi üretmez.
Bilgiyi insanlaştırır.
Bir toplumun kaç üniversitesi olduğu elbette önemlidir. Fakat üniversitenin insana ne yaptığı daha önemlidir.
Kaç profesörü olduğu önemlidir ama kaç bilge yetiştirdiği daha önemlidir.
Çünkü eğitim yalnızca meslek kazandırıyorsa eksiktir. İnsana kendini, hayatı, sorumluluğu ve hakikati düşündürmüyorsa yarım kalmıştır.
Bugün dünyanın birçok yerinde bilgi arttıkça tevazu azalıyor. Çünkü insanlar öğrenmeyi hakikate yaklaşmak zannediyor.
Oysa hakikate yaklaşan insanın ilk fark ettiği şey, ne kadar az bildiğidir.
Kibir bilginin değil; eksik bilginin ürünüdür.
Bilgi Tuğladır, Medeniyet Binadır
Belki de insanlığın en büyük yanılgılarından biri şudur:
Bilgiyi medeniyet zannetmek.
Oysa bilgi tuğladır.
Medeniyet ise bina.
Tuğla çoğalınca bina kendiliğinden kurulmaz. Bir mimar gerekir. Bir istikamet gerekir. Bir mana gerekir.
Bilgi de böyledir. Yönünü kaybetmiş bilgi, insanı aydınlatmak yerine yorabilir. Mana ile buluşmayan bilgi, insanı büyütmek yerine sadece ağırlaştırabilir.
Cehaletin En Tehlikeli Hâli
Velhasıl…
Kütüphaneler cehaleti bitirmez.
Cehaleti bitiren şey bilgi değildir.
Bilginin insanı dönüştürmesidir.
Çünkü cahil insan okumayan insan değildir.
Okuduğu halde kendini okuyamayan insandır.
Ve bazen bir insanın cehaleti, okudukları arttıkça büyür.
