Bir Millet Ne Zaman Yaşlanır?

Zeki Sertan Çelik

Zeki Sertan Çelik

Yazar

Bir Millet Ne Zaman Yaşlanır?

İnsanlar milletlerin de insanlar gibi yaşlandığını düşünür.

Yanlış.

Milletler takvimle yaşlanmaz.

Yıllarla da.

Bir millet bin yaşında olup genç kalabilir. Bir başka millet iki yüz yaşında olup ihtiyarlayabilir.

Çünkü milletlerin yaşı nüfus cüzdanına değil, hayallerine yazılır.

Soru Sormayı Bırakan Millet

Bir çocuğun en belirgin özelliği nedir?

Merakı.

Sürekli sorar. Sürekli kurcalar. Sürekli öğrenmek ister.

Yaşlı insanın en belirgin özelliği nedir?

Bildiğini zannetmesi.

İşte milletler de böyledir.

Bir millet soru sormayı bıraktığında yaşlanmaya başlar.

Çünkü soru sormayan toplum, arayışını kaybetmiş toplumdur. Arayışını kaybeden toplum ise zamanla sadece sahip olduklarını korumaya çalışan bir topluma dönüşür.

Hafıza ve Hatırada Yaşamak

Sanıldığı gibi yaşlı toplumlar geçmişini unutanlar değildir.

Tam tersine…

Geçmişinden çıkamayanlardır.

Çünkü hafıza başka şeydir.

Hatırada yaşamak başka şey.

Bazı toplumlar geçmişlerinden güç alırlar. Bazıları ise geçmişlerinde yaşamaya başlarlar.

Aradaki fark büyüktür.

Birincisi yürür.

İkincisi oturur.

Birincisi inşa eder.

İkincisi anlatır.

Birincisi tarih üretir.

İkincisi tarih dinler.

Dedeleri Tekrar Etmek Değil, Aşmak

Bir millet sürekli dedelerini konuşuyorsa dikkat etmek gerekir.

Çünkü dedeler elbette kıymetlidir. Fakat torunların vazifesi dedelerini tekrar etmek değildir.

Onları aşmaktır.

Bir medeniyet düşünün. Her köşesinde büyük eserler var. Muhteşem bir tarih. Muhteşem kahramanlar. Muhteşem zaferler.

Fakat yeni hiçbir şey üretemiyor.

Yeni bir fikir yok.

Yeni bir ufuk yok.

Yeni bir hedef yok.

O toplum, geçmişi ne kadar büyük olursa olsun yaşlanmıştır.

Çünkü geçmiş, geleceği kurmak için taşınır.

Onun yerine geçmek için değil.

Asıl Yaşlılık Hayal Kaybıdır

İnsanların çoğu yaşlılığı güç kaybı zanneder.

Oysa asıl yaşlılık hayal kaybıdır.

Kaslar zayıflayabilir. Ama hayal güçlüyse insan genç kalabilir.

Milletler için de böyledir.

Ekonomi zayıflayabilir. Ordu küçülebilir. Nüfus azalabilir. Ama gelecek duygusu varsa millet gençtir.

Çünkü milletleri ayakta tutan şey yalnızca imkânları değildir.

Geleceğe dair iddialarıdır.

Genç Nüfuslu Yaşlı Toplumlar

Bugün dünyanın birçok yerinde genç nüfuslu yaşlı toplumlar görüyoruz.

Sokaklar gençlerle dolu.

Fakat ruhlar yaşlı.

Çünkü herkes güvenlik arıyor. Herkes garanti arıyor. Herkes mevcut olanı korumaya çalışıyor.

Kimse bilinmeyene yürümek istemiyor.

Oysa medeniyetler cesaretle büyür.

Korkuyla yaşlanır.

Korku arttıkça kurallar çoğalır. Kurallar arttıkça yaratıcılık azalır. Yaratıcılık azaldıkça tekrar başlar. Tekrar arttıkça hayat donar.

Ve insanlar buna düzen der.

Refahın İçindeki Rehavet

Tarihte birçok büyük çöküşün öncesinde refah vardı.

Bu ilk bakışta şaşırtıcıdır. Çünkü insanlar yoksulluğun çökerttiğini düşünür.

Oysa bazen refah çökertir.

Çünkü refahın içinden rehavet doğar.

Rehavetin içinden korku.

Korkunun içinden de yaşlılık.

Bir toplum rahatladıkça arayışını kaybediyorsa, o rahatlık nimet olmaktan çıkar; ağırlığa dönüşür.

Çocukların Büyük Hikâyeleri

Bir millet ne zaman yaşlanır biliyor musunuz?

Çocuklarına büyük hikâyeler anlatmayı bıraktığında değil.

Çocuklarının büyük hikâyeler kurmasına izin vermediğinde.

Çünkü bir milletin geleceği, yalnızca büyüklerinin hatıralarında değil; çocuklarının hayallerinde yaşar.

Eğer çocuklar sadece geçmişin büyüklüğünü dinliyor ama yarının büyüklüğünü hayal edemiyorsa, orada yaşlanma başlamıştır.

Milletin Yaşı Hayallerindedir

Velhasıl…

Bir milletin yaşını nüfus istatistikleri belirlemez.

Takvimler belirlemez.

Yıllar belirlemez.

Bir millet; geleceğe bakarken gözleri parlamıyorsa, çocukları yarını bugünden daha büyük hayal etmiyorsa, gençleri risk almaktan korkuyorsa yaşlanmıştır.

Ve bazen en yaşlı milletler,

en genç görünen milletlerdir.

Etiketler:Kültür ve Medeniyet Perspektifi