Devlet Baba Neden Yoruldu?
İnsan garip bir varlıktır.
Özgür olmak ister ama özgürlüğün yükünü taşımak istemez. Karar vermek ister ama kararlarının sonuçlarıyla yüzleşmek istemez. Güçlü olmak ister ama gücün bedelini ödemek istemez.
İşte devlet dediğimiz şey, biraz da bu insan zaaflarının toplamıdır.
Türkiye’de devlet üzerine konuşurken genellikle devleti konuştuğumuzu zannederiz. Halbuki çoğu zaman kendimizi konuşuyoruzdur. Çünkü devlet anlayışımız, insan anlayışımızın aynasıdır.
Kendine güvenen toplum başka bir devlet kurar. Kendinden korkan toplum başka bir devlet kurar. Sorumluluk alan toplum başka bir devlet kurar. Sorumluluktan kaçan toplum başka bir devlet kurar.
Bu yüzden devlet meselesi, aslında insan meselesidir.
Devlet Neden Büyüdü?
Türkiye’de devlet neden büyüdü?
Çünkü insan küçüldü.
Bu cümle ilk bakışta sert gelebilir. Fakat biraz düşünelim.
Eskiden insanlar her şeyi devletten beklemiyordu. Mahalle vardı. Aile vardı. Esnaf vardı. Lonca vardı. Vakıf vardı. Cemiyet vardı. İnsanlar birbirlerinin yükünü taşıyor, birbirlerinin hayatına omuz veriyordu.
Devlet daha uzaktaydı. Toplum daha yakındaydı.
Bugün ise çoğu zaman bunun tam tersi bir noktadayız.
Bir çocuk başarısızsa eğitim sistemi suçlu. Bir genç umutsuzsa ekonomi suçlu. Bir aile dağılıyorsa sosyal medya suçlu. Bir şehir çirkinleşiyorsa belediye suçlu. Bir toplum bozuluyorsa siyaset suçlu.
Herkes suçlu.
Bir tek insanın kendisi hariç.
Modern insanın en büyük başarısı, sorumluluğu dağıtabilmesidir. Modern insanın en büyük başarısızlığı da budur. Çünkü sorumluluk dağıldıkça şahsiyet küçülür. Şahsiyet küçüldükçe devlet büyür. Devlet büyüdükçe insanlar daha da küçülür.
Ortaya bir kısır döngü çıkar.
Türkiye’nin yaşadığı temel sorunlardan biri budur.
Devlet Baba Yoruldu
Devlet baba yorulmuştur.
Çünkü herkes babasızlaşmıştır.
Bu cümle de sert gelebilir. Ama yine düşünelim.
Bir baba neden yorulur?
Çocuğu yürümeyi öğrenmediği için. Sorumluluk almadığı için. Sürekli kendisinden beklediği için. Kendi ayakları üzerinde durmak yerine, her sorununda babasının gölgesine sığındığı için.
Bugün devletin yaşadığı durum biraz buna benziyor.
Herkes güçlü devlet istiyor ama kimse güçlü vatandaş olmak istemiyor. Herkes adalet istiyor ama kimse adil olmak istemiyor. Herkes dürüst yöneticiler istiyor ama kimse dürüst insan olmanın bedelini ödemek istemiyor. Herkes liyakat istiyor ama kimse liyakat üretmek istemiyor.
İşte devletin sırtındaki yük burada başlıyor.
Aslında devlet fazla büyümedi. Toplum küçüldü. Toplum küçüldüğü için devlet büyük görünmeye başladı.
Görünen Devlet, Eksilen Toplum
Türkiye’de devlet çoğu zaman güç olarak görülür.
Oysa devlet, yalnızca güç değildir. Devlet, toplumun eksik bıraktığı yerleri doldurma çabasıdır.
Bir toplum ne kadar sağlıklıysa devlet o kadar görünmez olur. Bir toplum ne kadar hastaysa devlet o kadar görünür olur. Bu yüzden güçlü devletlerin ortak özelliği büyük görünmeleri değildir; gerektiğinde az görünmeleridir.
Çünkü toplum kendi işini görebiliyordur. Aile görevini yapıyordur. Mahalle görevini yapıyordur. Okul görevini yapıyordur. Esnaf, aydın, kurumlar ve vatandaş kendi sorumluluğunu taşıyordur.
Devletin her yere yetişmek zorunda kalması, çoğu zaman devletin gücünü değil, toplumun zayıflığını gösterir.
Kanunun Yetmediği Yer
Bugün Türkiye’nin meselesi daha büyük bir devlet kurmak değildir. Daha büyük insanlar yetiştirmektir.
Daha güçlü kurumlar kurmak değildir. Daha güçlü karakterler yetiştirmektir.
Çünkü karakterin yapamadığını kanun yapamaz. Vicdanın yapamadığını polis yapamaz. Ahlakın yapamadığını bürokrasi yapamaz.
Bir toplumda insan kendi iç disiplinini kaybettiğinde, dış disiplin mekanizmaları çoğalır. Kurallar artar. Denetimler artar. Yasaklar artar. Fakat insan değişmedikçe düzen kalıcı olmaz.
Devlet ancak toplumun taşıdığı kadar yük taşıyabilir.
Toplum bırakırsa devlet çöker. Toplum ayağa kalkarsa devlet yükselir.
Yeni Yüzyılın Asıl Sorusu
Bu yüzden yeni yüzyılın asıl sorusu devletin nasıl güçleneceği değildir.
İnsanın nasıl güçleneceğidir.
Çünkü devlet dediğimiz şey nihayetinde taş ve beton değildir. Sadece kanun, yönetmelik ve kurum da değildir.
Devlet, insanın dışarıdan görünen hâlidir.
İnsan küçülürse devlet büyüse bile zayıftır. İnsan büyürse devlet küçülse bile güçlüdür.
Belki de devlet baba yorulmadı.
Belki de biz, çocuk kalmaya fazla alıştık.
