Devlet Nerede Biter, Millet Nerede Başlar?

Zeki Sertan Çelik

Zeki Sertan Çelik

Yazar

Devlet Nerede Biter, Millet Nerede Başlar?

Devlet ile millet aynı şey değildir.

Fakat birbirinden tamamen ayrı şeyler de değildir.

Çoğu zaman bu ikisini karıştırırız. Kimimiz devleti kutsar, milleti unutur. Kimimiz milleti över, devleti küçümser. Oysa ikisi de eksik bir bakıştır.

Çünkü devlet başka bir şeydir, millet başka bir şey.

Devlet görünen taraftır; millet görünmeyen. Devlet kurumdur; millet ruh. Devlet binadır; millet o binanın içinde yaşama iradesidir. Devlet kanundur; millet vicdandır.

Kanunsuz vicdan anarşiye dönüşebilir. Vicdansız kanun ise zulme.

Bu yüzden tarih boyunca büyük toplumlar, devlet ile milleti birbirine düşman etmeden ayakta kalabilmişlerdir.

Devletin olmadığı yerde güçlü olanın hukuku başlar. Milletin olmadığı yerde ise devlet büyür, büyür, büyür… Sonunda kendi halkına yabancılaşır.

Asıl mesele de tam burada başlar:

Devlet nerede bitmeli?

Millet nerede başlamalı?


Devlet Toplumun Yerine Geçtiğinde

Bugün birçok ülkede bu sorunun cevabı kaybolmuş durumdadır. Devlet, toplumun yerine geçmeye başladığında denge bozulur.

Her sorunu devlet çözsün. Her işi devlet yapsın. Her ihtiyacı devlet karşılasın. Her problemi devlet düşünsün.

Böyle olunca millet küçülür. Sorumluluk duygusu zayıflar. İnisiyatif kaybolur. Vatandaş ortaya çıkar ama millet geri çekilir.

Çünkü millet dediğimiz şey, sadece hak talep eden insanlardan oluşmaz. Millet; yük taşıyan, fedakârlık yapan, sorumluluk üstlenen insanlardan oluşur.

Devlet büyüdükçe millet küçülüyorsa, ortada görünmeyen ama derin bir problem vardır.

Fakat bunun tersi de doğrudur. Devlet zayıfladığında millet otomatik olarak güçlenmez. Bazen tam tersine çözülür. Çünkü millet yalnızca duygu değildir. Teşkilat da ister. Nizam da ister. Adalet de ister.

Bu nedenle devlet ile millet arasında sürekli bir denge arayışı vardır.

Tıpkı beden ile ruh arasındaki ilişki gibi.

Ruh olmadan beden cesettir. Beden olmadan ruh dünyada tecelli edemez. Millet olmadan devlet mekanikleşir. Devlet olmadan millet dağılır.


Devlet Kuranlar ve Millet İnşa Edenler

Bu yüzden büyük devlet adamları yalnızca devlet kuran kişiler değildir. Aynı zamanda millet inşa eden kişilerdir.

Büyük millet önderleri de yalnızca insanları heyecanlandıran kişiler değildir. O heyecanı kuruma, nizama ve ortak bir geleceğe dönüştürebilen kişilerdir.

Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Devlet kurmak zordur. Millet kurmak daha zordur. Devleti korumak zordur. Milleti korumak daha da zordur.

Çünkü devlet çoğu zaman dışarıdan saldırıya uğrar. Millet ise içeriden çözülür.

Devlet düşmanla savaşır. Millet unutkanlıkla. Devlet sınırlarını kaybeder. Millet hafızasını.

Bir millet hafızasını kaybettiğinde, devlet ayakta kalsa bile içi boşalmaya başlar. Tabelalar yerinde durur. Binalar yerinde durur. Kanunlar yürürlüktedir.

Ama millet artık aynı millet değildir.

İşte o noktada devlet büyümeye, millet küçülmeye başlar. Çünkü boşalan alanı devlet doldurur.

Fakat hiçbir devlet bir milletin ruhunu taşıyamaz. Hiçbir bürokrasi aidiyet üretemez. Hiçbir yönetmelik kardeşlik doğuramaz.

Bunlar milletin alanıdır.


Devletin Vazifesi, Milletin Vazifesi

Devletin vazifesi millet olmak değildir. Milletin vazifesi de devlet olmak değildir.

Devlet adaleti korumalıdır. Millet ise manayı. Devlet düzen üretmelidir. Millet dayanışmayı. Devlet güvenliği sağlamalıdır. Millet güven duygusunu.

Biri diğerinin yerine geçmeye kalktığında bozulma başlar.

Bugün insanlığın yaşadığı birçok kriz aslında bu sınırların kaybolmasından kaynaklanmaktadır. Ya devlet milleti yutmaktadır ya da millet adına konuşan kalabalıklar devleti felç etmektedir.

Oysa medeniyet dediğimiz şey, tam da bu dengeyi kurabilme sanatıdır.

Devletin nerede duracağını bilmesi…

Milletin de nerede başlayacağını bilmesi…

Bir ülkenin gerçek gücü ordusundan önce burada ortaya çıkar. Çünkü devletler kanunla yaşar, milletler ise anlamla.

Anlamını kaybeden milletlerin devletleri bir süre daha yaşayabilse de uzun süre ayakta kalamaz.


İki Kale

Devletin son kalesi sınırlarıdır.

Milletin son kalesi hafızası.

Bir ülkenin geleceği ise bu iki kaleyi aynı anda koruyabilmesine bağlıdır.

Çünkü sınırlarını kaybeden devlet zayıflar.

Hafızasını kaybeden millet ise kendini kaybeder.

Etiketler:Siyaset ve Devlet Tasavvuru