Borç Fakirin Değil, Zenginin Hastalığıdır

Zeki Sertan Çelik

Zeki Sertan Çelik

Yazar

Borç Fakirin Değil, Zenginin Hastalığıdır

Borç denince insanların aklına fakirlik gelir.

Yanlış.

Borç, fakirin değil, zenginin hastalığıdır.

Çünkü fakir insan çoğu zaman borç bile bulamaz. Borç bulabilmek için önce güven vermek gerekir. Gelir gerekir. İtibar gerekir. Gelecek beklentisi gerekir.

Borç, aslında geleceği ipotek ettirebilecek kadar güçlü görünen insanların hastalığıdır.

Bu yüzden tarihte en büyük borçları köylüler değil, imparatorluklar yapmıştır. En büyük borçları işçiler değil, devletler yapmıştır. En büyük borçları yoksullar değil, zenginler yapmıştır.


Geleceği Bugünden Harcamak

Borç sadece ekonomik bir mesele değildir.

Psikolojik bir meseledir.

Hatta biraz da metafizik bir meseledir.

Çünkü borç dediğimiz şey, henüz sahip olmadığımız bir geleceği bugünden harcamaktır. Yarının ekmeğini bugünden yemektir. Yarının emeğini bugünden tüketmektir. Yarının umudunu bugünün keyfine çevirmektir.

Bunun için de insanın geleceğe inanması gerekir.

Garip gelebilir ama bazı borçlar zenginlik göstergesidir. Bazı borçlar ise çöküşün habercisidir.

İkisini ayıran şey miktar değildir.

Niyet ve istikamettir.


Borcun Niyeti

Bir tüccar borç alır. Fabrika kurar. Üretir. İstihdam sağlar. Borcu küçülür. Millet zenginleşir.

Bir başkası borç alır. Tüketir. Gösteriş yapar. Kendini olduğundan büyük gösterir. Borcu büyür. Kendisi küçülür. Toplum da küçülür.

Bu yüzden borcun ahlaki değeri, sadece ne kadar alındığıyla değil, nereye harcandığıyla belirlenir.

Üretime giden borç geleceği büyütebilir.

Gösterişe giden borç geleceği tüketir.


Görünmek mi, Olmak mı?

Bugün insanlığın en büyük problemlerinden biri şudur:

Herkes olduğundan zengin görünmek istiyor.

Gerçekten zengin olmak isteyenlerin sayısı ise azalıyor.

Çünkü görünmek, olmaktan daha kolaydır. Lüks araba almak kolaydır. Sanayi kurmak zordur. Gösterişli bina yapmak kolaydır. Kurumsal kültür inşa etmek zordur.

Borçla yaşamak kolaydır.

Karakterle yaşamak zordur.

Bence modern dünyanın temel sloganı şudur:

Henüz kazanmadığını harca.

Kredi kartları bunu söyler. Tüketim kültürü bunu söyler. Reklamlar bunu söyler. Sosyal medya bunu söyler.

Dünya sürekli kulağımıza fısıldar:

Bugün yaşa. Sonrasına bakarsın.

Fakat hayatın değişmeyen bir huyu vardır:

Bugün kaçtığın hesap, yarın önüne gelir.


Görünmeyen Borçlar

İnsanlar borcu para meselesi zanneder.

Oysa her insan biraz borçla yaşar.

Kimisi bankaya borçludur. Kimisi ailesine. Kimisi geçmişine. Kimisi geleceğine. Kimisi vicdanına.

En ağır borçlar da bankalarda yazmaz zaten.

İnsanın kendi ruhuna olan borçlarıdır.

Bir insan kendisine verdiği sözleri sürekli erteliyorsa, borçlanıyordur. Ailesine ayırması gereken zamanı tüketiyorsa, borçlanıyordur. Vicdanının sesini bastırıyorsa, borçlanıyordur.

Ve bu borçların faizi çoğu zaman parayla ödenmez.


Toplumların Borcu

Toplumlar için de durum böyledir.

Bir millet üretmeden tüketiyorsa borçlanıyordur. Çalışmadan refah istiyorsa borçlanıyordur. Çocuklarına kötü eğitim veriyorsa borçlanıyordur. Hukuku ihmal ediyorsa borçlanıyordur. Adaleti erteliyorsa borçlanıyordur.

Bazı borçlar para olarak görünmez.

Fakat faizleri çok ağır olur.

Tarihte birçok devlet ekonomik sebeplerle yıkılmadı. Karakter borcu yüzünden yıkıldı. Ahlak borcu yüzünden yıkıldı. Adalet borcu yüzünden yıkıldı.

Ekonomik çöküş çoğu zaman son safhadır.

Asıl iflas daha önce gerçekleşmiştir.

Ruhen.

Zihnen.

Ahlaken.


Asıl Tehlike Ne Zaman Başlar?

İnsan hayatında da böyledir.

Bir insanın hesabındaki para azalınca fakirleşmez. Üretme iradesi azalınca fakirleşir. Bir insanın serveti kaybolunca çökmez. Umudu kaybolunca çöker.

Bir insanın borcu arttığında değil, ödeyebilme ahlakı kaybolduğunda tehlike başlar.

Çünkü borç bazen geçici bir yük olabilir.

Fakat borcu umursamamak karakter meselesidir.

Bir insan borçlu olabilir ve onurlu kalabilir. Bir toplum borçlu olabilir ve ayağa kalkabilir. Ama borcunu unutan, sorumluluğunu inkâr eden, geleceğini hesapsızca tüketen insan ve toplumlar çürümeye başlar.


Tasarrufun Ahlakı

Belki de bu yüzden medeniyetler tasarrufu severler.

Tasarruf sadece para biriktirmek değildir.

Güç biriktirmektir. Sabır biriktirmektir. Karakter biriktirmektir. Gelecek inşa etmektir.

Borç ise çoğu zaman bunun tersidir.

Geleceği tüketmektir.

Elbette her borç kötü değildir. Üretime, yatırıma, eğitime, geleceği büyütmeye hizmet eden borç başka bir şeydir. Tüketime, gösterişe ve sahte zenginlik duygusuna hizmet eden borç başka bir şeydir.

Birincisi geleceği kurar.

İkincisi geleceği yer.


Geleceğe Borçlanmak

Velhasıl…

Borç fakirin değil, zenginin hastalığıdır.

Fakat daha büyük bir gerçek vardır:

Bazı insanlar paraya borçlanır.

Bazıları ise geleceğe.

Birincisinin iflası banka kayıtlarına geçer. İkincisinin iflası tarihe.

Ve tarihteki en büyük çöküşlerin çoğu, para yokluğundan değil; henüz gelmemiş yarınların hoyratça harcanmasından doğmuştur.

Etiketler:İktisat ve Kalkınma Ufku