İnsanlar Neden Gerçeği Sevmez?

Zeki Sertan Çelik

Zeki Sertan Çelik

Yazar

İnsanlar Neden Gerçeği Sevmez?

İnsanlar hakikati aradıklarını söylerler.

Buna çok da inanmıyorum.

Çünkü insanların çoğu hakikati değil, haklı çıkmayı arıyor.

Aradaki fark büyüktür.


Hakikat Aramak ve Haklı Çıkmak

Hakikati arayan insan değişmeye hazırdır.

Haklı çıkmak isteyen insan ise değişmek istemez. Sadece onaylanmak ister.

Bu yüzden insanlar çoğu zaman yeni bir şey öğrenmek için değil, zaten düşündükleri şeyin doğru olduğunu duymak için konuşurlar.

Bir tartışmada karşısındakini anlamaya değil, kendi fikrini korumaya çalışırlar. Dinlerken bile cevap hazırlamaya başlarlar.

Çünkü hakikati aramak insanı dönüştürür.

Haklı çıkmak ise insanı olduğu yerde tutar.


Fikirler Sadece Fikir Değildir

Bir insanın fikrini değiştirmek neden bu kadar zordur?

Çünkü fikirler yalnızca fikir değildir.

Kimliktir.

Aidiyettir.

Hatıradır.

Gururdur.

Bazen ekmektir.

Bazen makamdır.

Bazen bütün hayat hikâyesidir.

Bir insanın fikrine dokunduğunuzda çoğu zaman yalnızca düşüncesine değil, benliğine dokunmuş olursunuz.

Bu yüzden insanlar bazen yanlış fikirlerini bile savunmaya devam ederler. Çünkü o fikirden vazgeçmek, yalnızca bir düşünceyi terk etmek değil; kendileri hakkında kurdukları hikâyeyi sorgulamak demektir.


Hakikat Güven Vermez

İnsanlar gerçeği sevdiklerini söylerler.

Peki öyleyse neden eleştiriden hoşlanmazlar?

Neden farklı fikirlere öfkelenirler?

Neden kendilerini rahatsız eden bilgileri görmezden gelirler?

Neden aynı düşüncedeki insanların etrafında toplanırlar?

Çünkü insan zihni çoğu zaman hakikati bulmak için değil, güvenlik sağlamak için çalışır.

Hakikat bazen güven vermez.

Bazen yıkar.

Bazen utandırır.

Bazen insanı kendi gözünden düşürür.

İnsan da çoğu zaman hakikatin sarsıntısından kaçıp, alıştığı düşüncenin güvenliğine sığınır.


Gerçeğin Bedeli

Bir siyasetçi düşünün.

Kendi seçmenini rahatsız edecek bir gerçeği dile getiriyor.

Alkış mı alır?

Çoğu zaman hayır.

Bir akademisyen düşünün.

Yıllardır savunduğu görüşün yanlış olduğunu fark ediyor.

Kolayca kabul eder mi?

Çoğu zaman hayır.

Bir insan düşünün.

Hayatının önemli bir kısmını yanlış bir yolda geçirdiğini anlıyor.

Bunu itiraf etmek kolay mıdır?

Hayır.

Çünkü gerçek sadece bilgi değildir.

Bedeli vardır.

Gerçek bazen insanın çevresini kaybettirir. Bazen itibarını sarsar. Bazen geçmişini yeniden okumaya zorlar. Bazen de bütün hayatını üzerine kurduğu zemini çatlatır.

Bu yüzden insanlar çoğu zaman yalana değil, konforlu olana yönelirler.

Hakikat ile rahatlık arasında seçim yapmak zorunda kaldıklarında çoğu insan rahatlığı seçer.

Sonra da ona hakikat adını verir.


Fikrin Sahibi mi, Esiri mi?

Tarih boyunca ideolojiler böyle büyüdü.

Tarikatlar böyle büyüdü.

Partiler böyle büyüdü.

Liderler böyle büyüdü.

İnsanlar önce bir fikre bağlandılar. Sonra o fikri sorgulamayı bıraktılar. En sonunda da fikrin sahibi olduklarını zannettiler.

Halbuki fikrin esiri olmuşlardı.

Bir düşünce insanı hakikate yaklaştırıyorsa değerlidir. Fakat insanı sorgulamaktan, değişmekten ve kendisiyle yüzleşmekten alıkoyuyorsa artık fikir olmaktan çıkar.

Zindana dönüşür.


Hakikat Kimsenin Tarafını Tutmaz

Hakikat ilginçtir.

Kimsenin tarafını tutmaz.

Milliyeti yoktur.

Partisi yoktur.

Mezhebi yoktur.

Cemaati yoktur.

Bu yüzden hakikat yalnız bırakır.

İnsanların çoğu da yalnız kalmayı sevmez.

Çünkü bir topluluğa ait olmak rahatlatır. İnsan kendi fikrinin kalabalıklar tarafından onaylandığını gördükçe daha emin hisseder.

Fakat kalabalık olmak, haklı olmak anlamına gelmez.

Hakikat bazen kalabalıkların dışında durur.

Bazen de insanın kendi tarafına rağmen konuşur.


Kendine Yakışan Gerçek

Belki de insanlığın en büyük yanılgılarından biri şudur:

Gerçeği sevdiğini zannetmek.

Oysa insanlar çoğu zaman gerçeği değil, kendilerine yakışan gerçeği severler.

Kendi hikâyelerine uyan gerçeği…

Kendi taraflarını güçlendiren gerçeği…

Kendi vicdanlarını rahatlatan gerçeği…

Bu yüzden herkes hakikatten bahseder ama çok az kişi hakikatin kendisini değiştirmesine izin verir.


Hakikati Sevmek Kendine Karşı Çıkabilmektir

Hakikati gerçekten seven insan azdır.

Çünkü hakikati sevmek, zaman zaman kendine karşı çıkabilmektir.

Dün söylediğini bugün terk edebilmektir.

Yanıldığını kabul edebilmektir.

Kendini savunmaktan vazgeçebilmektir.

Bu ise insanın en zor yaptığı şeylerden biridir.

Çünkü insan çoğu zaman hakikati değil, kendi benliğini korumak ister. Hakikat ise bazen insanın benliğini kırmadan içeri girmez.


Hakikatin Yolu

Velhasıl…

İnsanlar gerçeği sevmezler.

En azından sandıkları kadar sevmezler.

İnsanların çoğu gerçeği değil, huzuru sever.

Haklı olmayı sever.

Kendileriyle kavga etmemeyi sever.

Hakikat ise çoğu zaman bunların hiçbirini vaat etmez.

Bu yüzden hakikatin yolu kalabalık değildir.

Hakikatin yolu, insanın zaman zaman kendi benliğine karşı yürüyebilmesinden geçer.

Etiketler:İnsan ve Cemiyet