Toplumları Kötüler Değil, İyiler Çökertir

Zeki Sertan Çelik

Zeki Sertan Çelik

Yazar

Toplumları Kötüler Değil, İyiler Çökertir

Bu başlığı okuyanların çoğu itiraz edecektir.

Nasıl yani?

Toplumları kötüler çökertmez de iyiler mi çökertir?

Elbette kötüler zarar verir. Hırsız zarar verir. Yalancı zarar verir. Zalim zarar verir.

Bunlar tartışma konusu değildir.

Fakat kötüler tek başlarına toplumları çökertemezler.

Çünkü kötülük çoğu zaman açıktır. Görünür. Fark edilir. İnsanları alarma geçirir.

Asıl tehlike başka yerdedir.

Toplumları, iyiliğinden emin insanlar çökertir.

Kendisini sorgulamayanlar…

Niyetini yeterli görenler…

Haklı olduğuna inananlar…

Kendini düzeltme ihtiyacı hissetmeyenler…

Çünkü kötünün kötülüğü görünür.

İyinin kusuru ise çoğu zaman görünmez.


İyilik Kılığına Giren Kötülük

Bir zalimle mücadele etmek kolaydır.

Fakat kendisini iyi zanneden bir insanla mücadele etmek neredeyse imkânsızdır.

Çünkü o, yaptığı her şeyi iyilik adına yapmaktadır.

Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Nice savaşlar adalet adına çıkarıldı. Nice zulümler güvenlik adına yapıldı. Nice baskılar ahlak adına uygulandı. Nice haksızlıklar millet adına savunuldu.

Kötülük çoğu zaman kötülük kılığında gelmez.

İyilik kılığında gelir.

İnsan nefsinin en sevdiği şey de budur:

Kendini iyi hissetmek.

Haklı hissetmek.

Üstün hissetmek.

Bir insanın kendisini kötü görmesi nadirdir. Hemen herkes kendi hikâyesinin kahramanıdır.

Bu yüzden kötülerden çok iyilerden korkmak gerekir.

Daha doğrusu…

İyi olduğunu düşünenlerden.


Kendini Denetlemeyen İyilik

İyi olduğunu düşünen insanın en büyük zaafı, kendisini denetlemeyi bırakmasıdır.

Vicdan muhasebesi yapmaz. Şüphe duymaz. Durup düşünmez. Hata yapabileceğini kabul etmez.

Çünkü o zaten iyidir.

Sorun başkalarındadır.

İşte çürüme burada başlar.

Bir toplumun en tehlikeli anı, kötü insanların çoğaldığı an değildir.

İyi insanların kendilerini sorgulamayı bıraktığı andır.

Çünkü kötülük açık yara gibidir. Görülür. Tedavi edilir.

Sahte iyilik ise iç hastalık gibidir.

Yıllarca fark edilmez.


Kurumları Çürüten Şey

Bir kurum düşünün.

İçinde kötü niyetli birkaç kişi olsun.

Bunlar bir noktada fark edilir. Tasfiye edilir. En azından varlıkları tehlike olarak görülür.

Şimdi başka bir kurum düşünün.

Herkes iyi niyetli olsun.

Fakat kimse kendisini sorgulamasın. Kimse eleştiriye açık olmasın. Kimse hata yapabileceğini düşünmesin.

İşte o kurum çok daha büyük tehlikededir.

Çünkü kötülük değil…

Kibir büyümektedir.

İyi niyet, muhasebeyle birleşmediğinde zamanla körlüğe dönüşür. Körlük kurumlara yerleştiğinde ise hatalar erdem, yanlışlar sadakat, eleştiriler düşmanlık gibi görülmeye başlar.


Nefsin En Büyük Oyunu

Tasavvuf ehli neden nefisten bu kadar korkmuştur?

Çünkü nefis yalnızca kötülüğü sevdiği için değil.

Kendini iyi göstermeyi sevdiği için.

Şeytanın en büyük başarısı insanı günaha sürüklemek değildir.

İnsana günahını sevap gibi göstermektir.

Toplumlar için de durum böyledir.

Bir millet kendisini sürekli övmeye başladığında…

Bir hareket kendisini sürekli haklı görmeye başladığında…

Bir parti kendisini vazgeçilmez zannetmeye başladığında…

Bir cemaat kendisini kurtulmuşlar topluluğu ilan ettiğinde…

Tehlike başlamıştır.

Çünkü hakikatin kapısı kapanmaktadır.


Hakikat Eksikliğini Bilene Görünür

Hakikat ancak eksikliğini görebilenlere görünür.

Kendisini tamamlanmış sananlara değil.

Belki de bu yüzden büyük insanlar kusurlarını konuşurlar.

Küçük insanlar başarılarını.

Büyük toplumlar eksiklerini görürler.

Küçük toplumlar üstünlük hikâyeleri anlatırlar.

Bir milletin olgunluğu kendisini övmesinden değil, kendisini düzeltebilmesinden anlaşılır.

Çünkü kendini övmek kolaydır.

Kendini düzeltmek zordur.


İyilerin İyi Kalabilmesi

Kötüler her zaman olacaktır.

Asıl mesele bu değildir.

Asıl mesele, iyilerin iyi kalıp kalamayacağıdır.

Çünkü iyilik, bir kere sahip olunup sonsuza kadar korunan bir unvan değildir. Her gün yeniden sınanan bir ahlaktır.

İnsan kendini sorgulamıyorsa, iyiliği zamanla kimliğe dönüşür.

Kimliğe dönüşen iyilik ise hakikati değil, kendini korumaya başlar.

İşte toplumları yıkan şey çoğu zaman kötülüğün gücü değildir.

İyiliğin gafletidir.

Ve bazen bir toplumun en büyük felaketi, kötü insanların çoğalması değil; iyi insanların kendilerini kusursuz sanmasıdır.

Etiketler:İnsan ve Cemiyet